Şeyh Ubeydullah Nehri ve Kürt milli bilinci

Şeyh Ubeydullah Nehri Kürdistan davası için çok büyük hizmetleri olan, Kürt milli bilicinin temel taşlarından olan bir din alimi, siyasi ve askeri liderdir. Kürdistan’daki Mir ve liderlere gönderdiği mektuplarda Süryani, Keldani gibi Hıristiyan ulusları kastederek “5 bin yıllık komşularımızı, kardeşlerimizi yok etmeyelim, eğer barbar işgalcilerin oyununa gelerek onları yok edersek, sıra bize de gelmiş demektir” çağrısında bulunmuş, hak ve adalet temelindeki geniş vizyonunu, öngörü ve bilincini böylece ortaya koymuştur.

ŞEYH UBEYDULLAH NEHRİ KİMDİR?

Araştırmacı yazar İsmet Yüce’nin “Şeyh Ubeydullah Nehri ve Kürt milli bilinci” isimli bu makalesini okumak faydalı olacaktır:

Şeyh Ubeydullah, bütün araştırmacılar ve diplomatlar tarafından Kürt milli ve birlik düşüncesinin kurucu şahsiyeti olarak kabul edilir. Kendisinden önce aşiret ve bölgesel Kürt düşüncesi olsa da ondan sonra birlik ve ulusal duruş tarzı çok fazla ilerleyemedi.

Makale: İsmet Yüce

Şeyh Ubeydullah, Kürt milliyetçiliğinin babası diye anılırdı. Herhangi bir Kürt tarihçi veya araştırmacı tarafından hakkında yazılmış bir araştırma kitabına bugüne kadar rastlamadım. Kürt olmayan akademisyen, tarihçi ve diplomatların ona Kürtler için bağımsızlık ve birlik öngörüsü olan ilk lider demelerine rağmen, genel değerlendirme olan bir yapıt yok.

Kürt cephesi ise bu değerlendirmelerden hareketle kendi tarihine bağımsız bakamadığından bunların etkisinde kalarak yorumlarını geliştiriyor. Kürt tarihine Kürt bakışı gerekli. Bugünden oluşturulan ideolojik bakış Kürt tarihini işgalcilere bırakıyor.

İslam Peygamberinin soyundan gelen bir Seyid olan büyük İslam aydını Şeyh Ubeydullah, 1828 yılında Hakkari’nin Şemdinli (Şemzinan) ilçesinde dünyaya geldi. Kendi döneminin en önemli İslam alimlerindendi.

1877’de Rus – Türk savaşında büyük bir Kürt birliğini komuta etmesi Şeyh Ubeydullah’a  “Kürt Ulusunun Komutanı” gözüyle bakılmasını sağladı. Şeyh Salih’in ölümünden sonra 1873’de Şeyh Ubeydullah Nehri Tekkesi’nin şeyhi oldu.

Mütevazi bir önder olan Şeyh Ubeydullah, ayrıca dönemin Avrupalı ileri gelenleri tarafından önemli bir İslami şahsiyet ve saygıdeğer bir Kürt önderi olarak görülüyordu. Halk tarafından da böyle düşünüldüğü belirtiliyor.

Şeyh Ubeydullah, “Ayrı bir halk olan Kürt halkı, kendi işlerini kendi eline almalıdır” dediğinde tarih 1880’leri gösteriyordu. 1903’te bütün Kürt önderleriyle aynı kaderi paylaşarak o da Mekke’de sürgünde öldü.

Ulus düşüncesinin olgunlaşma döneminde Kürdistan’da yanıt Şeyh Ubeydullah’tan geldi. Çeşitli araştırmacılar bu konuda hemfikir olduklarını belirtti. Şeyh, Kürt birliği perspektifi olan ilk liderdi.

Bu tez, onda İran ve Türkiye’den ayrı bir Kürt devleti fikrini geliştirdi. Örgütlenme ve direnişi de bu çerçevede yükseltti. Yoksul, ezilmiş ve parçalanmış Kürt halkının kurtuluşunu bağımsızlıkta görüyordu.

Kürt Teavvün ve Terakki Cemiyeti (Kürt Dayanışma ve İlerleme Cemiyeti) 19 Eylül 1908 Abdülhamit döneminde II. Meşrutiyet’ten sonra İstanbul’da kuruldu.  Kurucuları arasında olan Şeyh Ubeydullah’ın oğlu başkanlığa getirildi. Kendisi de direnişin içinde babası ile birlikteydi. Urmiye kuşatmasında bir birliğe komuta ediyordu. Meşrutiyet’te sarayda danışmanlık görevine getirildi.

Ağustos 1880’de başlayan direniş için dönemin Amerikalı misyoneri Dr. Joseph Plumb, “Urmiye çevresindeki bütün Kürtler, mıntıkalarını birleştirip, bir Kürt milleti oluşturmak gayretinde” demişti.

Bu öngörüleri ona Kürt ulusalcılığın babası ünvanını verdi. Ölümünden sonra bile yeğeni Seyid Taha ve oğlu Abdulkadir, Kürt tarihinde önemli roller oynadı. 1925 Şeyh Said direnişine kadar uzanan bir hat izledi.

Şeyh Said’den iki gün önce 25 Mayıs 1925’te Diyarbakır’da idam edilen Şeyh Abdulkadir Geylani soyundandı. Şeyh Ubeydullah, Kürt halkının kendi devletini oluşturma anlayışı ve milli uyanışında belirleyici bir role sahiptir. Direnişe 200’den fazla aşireti katması da bu düşüncenin temel pratiğiydi.

Son savaşlarda Kürt aşiret birliklerinin dağılması ile oluşan dağınıklığa en iyi ve yeni cevap Şeyh Ubeydullah’ın ulusal birlik ve bağımsızlık düşüncesiydi. Eylül 1880’de başlayan “Ulusal Direniş” ilk milliyetçi direniş olma özelliğinin yanı sıra direnişi kırmak için tarihsel olarak sömürgecilerin Kürtlere yaptığı gibi Rus, İran, Osmalı ve İngilizlerin desteği ile ayaklanma bastırılabilmiştir.

1881’de Şeyh Ubeydullah’ın İstanbul’a gitmesi ile direniş son bulmuştur. Şeyh’in direnişi, büyük kuvvetleri önce Osmanlı’ya karşı, ardından İran’a, daha sonra da İran ve Azerbeycan’ın büyük bir kısmının ele geçirilmesi ile Tebriz ve Urmiye kuşatmasıyla doruk noktasına ulaşmıştır. Birliklerin organizesiz davranışı ve uluslararası desteğin azlığı ve sonlara doğru Osmanlı’nın İran’a yardım etmesi bu sonu hazırlamıştır.

Kürt milli ruhu ve duygusunu geliştiren direnişin durdurulması dönemin büyük güçlerinin yardımıyla olmuştur. Oysa sürekli Kürtlerin direnişinin dışarıdan desteklendiği iddia edilmiş, her türlü propaganda bu tarzda geliştirilmiştir.

İngiltere, Şeyh Ubeydullah’ın doğuya, İran içlerine doğru ilerlemesinden endişelendiği için Osmanlı’dan yardım isteyerek, İran’ın Şeyh’i durdurmasını sağlamıştır. Bütün bu istatistik ve denemelerden sonra Şeyh’in geride bıraktığı düşünce başarılı olmuş ve Kürtlerde yeni bir dönem başlamıştır.

Direnişin etkisi Birinci Dünya Savaşı’nın sonlarına kadar İran’ı etkilemiştir. Şeyh’teki diplomatik kabiliyet, öngörü, Kürtlerin birlik ve bağımsızlık düşüncesi, ilk milli Kürt düşüncesinin kurumlaşmasını oluşturmuş, parçalı aşiret birliklerini toplu güce ve ulusal düşünceye ulaştırmıştır.

Şeyh, tarihte ilk kez “Bağımsız Kürdistan” düşüncesini dile getirerek, direnişe geçmiş, İran şahlarına karşı Kürdistan İslam Devleti talebini dile getiren Kürt önderdir. Ayrıca Şeyh, tarihte İran’a karşı askeri operasyon düzenleyenlerden birisidir. Kürtlerin üzerine düşünmesi gereken tarih budur.

Yorumlar
Yükleniyor...

ZERnews daha iyi kullanıcı deneyimi için çerezler kullanır. ANLADIM Daha fazla oku...