The news is by your side.

Şeyh Abdulselam Barzani’yi İdamı Yıldönümünde Tanıyalım, Rahmetle Analım

Kürdistan ulusal lideri Mustafa Barzani 1974 yılında şöyle demişti: “Allah şahittir savaşı sevmiyorum. Çünkü savaş bir sorunu halletmenin en kötü yoludur. Ancak BAAS (Irak rejimi) bize başka bir yol bırakmadı. Onların bize getirdiği öneri onların faydasına Kerkük ve başka bölgelerden Kürtlerin çıkmasıdır. Bu ise imkânsızdır. Bu uğurda herşeye hazırız, hepimizin öldürülmesine karar verilirse de. Çünkü ben, Kürtlerin kabrime gelip tükürerek ‘Niçin Kerkük’ü sattın’ demelerinden korkuyorum (…)”.

Makale: Bedel Boseli / ZERnews

Bugün Şeyh Abdulselam Barzani‘nin Osmanlı tarafından idam edilmesinin yıl dönümü. Gelin onu ve davasını bir defa daha hatırlayarak rahmet ve ilimle analım.

Barzaniler aslen Barzan Köyü‘nden olmayıp onlar için kullanılan Barzani ismi de onların o köyden olmaları veya aşiretçilikle ile ilgili değildir. Duhok şehrinin ilerisinde Amidiyeisimli bir kent var. Barzani ailesi aslen buralıdır. Dedeleri Şeyh Muhammed ise bütün İslami Kürt Medreseleri‘ndeki müfredat gereği verilen fıkıh, grammer (Kürtçe, Arapça, Farsça), Tarih, Matematik, Astroloji, Felsefe gibi 12 ilmi alanda eğitim aldıktan sonra Hawinka Köyü‘ne gider.

Gidiş sebebi de şudur:  O dönem Hindistan’dan ta İstanbul’a kadar İslam dünyasının dini lideri olan ve özellikle bütün Sünni Mezhep ve tarikatlarca ortak lider olarak kabul edilen, Osmanlı devleti içinde de en az sultan kadar ağırlığı olan Mevlana Halid Şarezori vardı. Kendisi Türkiye’de Süleymaniye Kürdü olup Mevlana Halidi Bagdadi olarak isimlendirilmiştir. İslam toplumlarının lideri Mevlana Halid, Mustafa Barzani’nin dedesini kendi halifesi olara seçer, yani kendinden sonraki İslam toplumlarının lideri olarak kabul eder. Dedesi Şeyh Muhammed ise Hawinka Köyü‘ne giderek orayı dini merkez olarak seçer. Her taraftan insanlar ilim öğrenmek için Barzan’a akın ediyordu.

Şeyh Muhammed, mazlumların ve düşkünlerin dostu olmakla meşhur bir âlimdir. Kendisine haksızlık yapılan insanlar ona sığınıyordu. Bu yüzden bölgedeki bazı zalim siyasi liderler ile aşiret reisleri onu Osmanlı Devletine şikayet ederler. Said-i Kurdi’yle aynı kaderi paylaşmak sureti ile tutuklanıp Bitlis Zindanına gönderilen Şeyh Muhammed 1 yıl sonra Barzan’a geri döner ve orada vefat eder. Geride bıraktığı çocuklarından 2’si; Ahmed (Şeyh Ahmed Barzani) ve Mustafa (Mela Mistefa Barzani), Kürt ulusal mücadelesi tarihine damgalarını vuracaklardı.

Foto: Şehy Abdulselam ve Barzaniler

Kürdistan’da zulüm ve baskıların artması, Osmanlı’nın bölge valisinin zorbalık sınırlarını aşması sebebiyle ailenin büyüğü Şeyh Abdulselam, 8 ayrı Kürt aşiretini 1903’te toplar. Günümüzde akraba sanılan bu aşiretler aslında akraba değillerdi. Toplantı yeri Barzan köyü olarak seçilir. Orada devrimci birlik kurulur, kararlar alınır. Bu devrimci kararlara bağlılığını ilan eden birliğe “Barzani” veya “Barzaniler” denir. 

Barzani aşiret isminden öte devrimci duruş sergileyen halkın birliğine verilen isimdir.

Devrimci birliğin 1903’te aldığı kararlar bunlardı:

1-) Kürdistan toprakları, Kürdistan’da yaşayan Kürt, Ermeni, Arap, Keldani, Asur, Türkmen… Yani her kese eşit şekilde dağıtılacak. Kimsenin öbüründen fazlası veya azı olmayacak.

2-) Özellikle ziraat için verimli topraklar işin ehli olan ailelerin kontrolünde olacak.

3-) Kadın hakları güvenceye alınacak, kadına baskı yapılması, başlık parası, zorla evlilikler… Yasak. Kadının özgürlüğüne yönelik adımlar atılacak.

4-) Her Müslüman köyünde bir cami yapılacak. Camiler sadece namaz kılma yeri olmayacak. Hz. Muhammed (s) dönemindeki gibi; toplumun sorunları burada tartışılacak, karara verilecek, danışma merkezi olarak iş görecek, barış için faaliyet gösteren bir merkez olacak.

5-) Her köyde sorunları çözmede otorite olan bir konsey de kurulacak.

6-) Her aşiretin disiplinli silahlı gücü ve komutanları olacak. Askeri eğitim verilecek.

Dikkat edelim; Bu kararlar 1903 yılında yani 115 yıl önce alındı ve uygulamaya konuldu. Halen en ileri olduğunu bildiğimiz halklar için hayal olan kararlar. Örneğin halen Barzan bölgesinde ağaç kesmek, vahşi hayvanlara bile saldırmak suçtur. Bu yüzden doğal yaşam burada görülmeye değerdir.

Barzani birliğinin lideri Şeyh Abdulselam, tüm Kürdistan coğrafyası ile ilişki kurar. İstanbul, Sivas, Dêrsim, Wan, Amed’den tutun ta Doğu Kürdistan’a (İran) kadarki coğrafyalarda Kürdistanlı lider ve partilerle iletişime geçer.

İşte Şeyh Abdulselam’ın attığı bu adım Kürt ulusallaşması‘nın, Kürdistanlı halkların birleşmesine yönelik bir tohumu idi.

Her bölgenin istişaresi ile aldığı bu kararlardan bir rapor hazırlar ve Osmanlı İmparatorluğu‘na sunar. Sadece Osmanlı değil bütün Kürdistan parçaları ve dahi İstanbul’daki liderler de aynı rapor yollanır.

Bu raporda Osmanlı yönetiminden şu isteklerde bulunulur:

1-) Kürtçe, Kürdistan’da resmi dil olmalıdır.

2-)Kürtçe eğitim dili olmalıdır.

3-) Kürdistan’da çalışan memurlar içinKürtçe bilme mecburiyeti olmalıdır.

4-) İstanbul için reva görülen adalet, Kürdistan için de reva görülmelidir.

5-) Vergiler eskisi gibi hafifletilmeli. Kürdistan halkından alınan vergiler Kürdistan için okul, yol ve onarım için harcanmalıdır.

Evet, 1907 yılında Osmanlı‘dan istenen haklar bunlardı. Peki, 105 yıl sonra biz bu taleplerin veya inancın neresindeyiz. Acaba ilerliyor muyuz yoksa geriliyor muyuz? Eğer bugün koskoca 105 yıl sonra Türkiye’nin bir devlet bakanının kalkıp da “Kürtçe medeniyet dili değildir onun için eğitim dili olamaz, yeterli değildir” demesine mahal veriyorsak kendimizi sorgulamalıyız.

Osmanlı bu isteklere karşı nasıl bir tavır alacağını, arka planını bölge valisine soracak o zalim vali de yalan yanlış bilgiler verecek, yönetimi Kürdistan üzerine sevk etmeye yönlendirecektir. Ki Osmanlı ordusu direk Barzan’a askeri sefer düzenler. Kürdistanlılar ile Osmanlı ordusu arasındaki savaş 2 ay devam eder.

Daha fazla direnemeyip geri çekilen Barzani devrimcileri kimlere, nereye sığınacak? Kuzey Kürdistan’da Hakkari şehrine sığındılar. Hakkari halkı Barzani’leri bir sene Osmanlıya karşı kendi bölgesinde koruyacak, yaralıları tedavi etti, silah ve mühimmat topladı, askeri eğitimlerine katkıda bulundu, ardından beraber Osmanlı ordusunun üzerine gidip bozguna uğrattılar.  Hatta Musul halklarına zulüm yaptığı için oranın valisine karşı da askeri sefer düzenleyecekler. Bu konu makelenin 2. bölümünde; Bedel Boseli internet sitesinde detaylı olarak ele alınmıştır.

Evet, sonraki senenin baharında Barzani devrimci birlikleri Hekari halkının desteği ile Osmanlı ordusunu Barzan’da mağlub eder, artık Kürdistan’ın bir bölgesi daha özgürleşmiştir. Musul halkları Osmanlı valisinden çok zulüm görüyordu. Bu yüzden Barzani devrimciler 1913’te Musula askeri sefer düzenler…

Şeyh Abdulselam Barzani İran Kürdistan’ında Kürt siyasi lider Simko Ağa ile görüşür. Dönüş yolunda kendisine karşı kurulan bir komplo ile esir alınıp Musula getirilir. Lider Simko devreye girer, çok mücadele eder ama onu kurtaramaz.

14 Aralık 1914’yılında idam edilir, abisini gizice görmeye gelen Mela Mustafa Barzani henüz 11 yaşında idi. Abisinin idamına tanıklık ettikten sonra Barzan’a geri döner. Çocuk Barzani’nin küçük yaşına rağmen bir vizyon sahibi olduğunu, verdiği yaşından büyük kararından anlıyoruz. Şöyle der o zaman: “Hiçbir zaman düşmana teslim olmayacağım. Asla güvenip sırtımı dönmeyeceğim”. Öyle ki Mela Mustafa Barzani namaz kılarken bile mazlumlar adına kuşandığı özgürlük ve bağımsızlık tüfeğini sırtından indirmezdi. Aslında burada basit ama basitliğinde derinlik olan bir mesaj var.

“Hiçbir zaman düşmana teslim olmayacağım. Asla güvenip sırtımı dönmeyeceğim”Mustafa Barzani, 14.12.1914

Şeyh Abdulselam Barzani’den sonra devrim mücadelesini Şeyh Ahmed Barzani sürdürdü.

Barzanilerin Kürdistan Ulusal Devrimi hangi simge ile temsil edildi?

Barzani hareketi örgütlenip birlik çalışmaları içine girdiğinde, Osmanlı’dan ulusal taleplerde bulunduğunda baskı ile karşı karşıya kalır. Barzani hareketine katılan bir genci Osmanlılar yani Türkler yakalar. Onu başında kırmızı şaşik (sarık) vardı. başındaki şaşik ile bu genci asarak katlederler. Şeyh Ahmed Barzani bunun üzerine şöyle der;

“Herkes bundan sonra başına kırmızı sarık takacak, Kürt düşmanları bilsin ki bir Kürdün şehit edilmesiyle Kürtler bitmez, Barzani davası son bulmaz!”Şeyh Ahmet Barzani

Kaderin cilvesine bakın ki; Tam 4600 yıl önce Kürtlerin ataları Hurri’lerin bir kolu olan Gutiler, kölelik sistemine karşı Mezopotamya’yı özgürleştirmek için halk devrimini gerçekleştirmiş, askerler savaşta karışmasın diye saçlarını kırmızıya boyamışlardı. O dönemlerde Sümerliler de siyaha boyardı ki bu yüzden Sümerlilere “karabaş” anlamındaki “sümer” isim takıldı. Kürtlerin de atası olan Gutilerden günümüze gelen uzun tarihi süreçte kırmızı başlık veya kemer, devrimin, mücadelenin, özgürlüğün sembolü olmuştu. (Bedel Boseli / ZERnews)

Cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.