The news is by your side.

“Kürdleri Türklüğe, Alevileri Müslümanlığa asimile etmek Cumhuriyet politikasıdır”

Araştırmacı – yazar İsmail Beşikci, ‘Aleviliğin Doğuşu’ başlığıyla kaleme aldığı eleştiri yazısında ‘
Kürdleri Türklüğe asimile etmek, Alevileri Müslümanlığa asimile etmek, İttihat ve Terakki’nin, daha sonra da Cumhuriyet’in çok önemli bir politikası oluyor’ ifadelerini kullandı.

Rıza Yıldırım’ın ‘Aleviliğin Doğuşu’ isimli kitabının eleştirisini yapan Beşikci, dikkat çekici detayları vurguladı.

İsmail Beşikci’nin Nerina Azad haber sitesinde yayınlanan yazısından önemli satır başları şunlar:

Benzer Haberler
1 1.157

Bu kitabın, Önsöz’den sonra ilk cümlesi, ‘Bu çalışma, Kızılbaş Aleviliğin doğuşunu incelemektedir.’ şeklindedir. (s.23) Bu çalışma Aleviliğin doğuşunu incelemiyor, Şii İslam’ın İran’da kurumlaşmasını veya devletleşmesini inceliyor. Şii İslam’a Alevilik demek çok yanlıştır. Çünkü Alevilik, İslam’dan çok önce doğup gelişmiş bir dindir, inançtır. Bu konuyla ilgili pek çok yazı yazıldı. Örneğin Mehmet Bayrak hocanın çalışmaları… Örneğin, Kürdoloji Belgeleri’nin ikinci cildinde bu konuyla ilgili çok değerli yazılar var…

Sünni din adamları, Sünni İslam dışında kalan İslamları Alevîyyûn (Aleviler) adı altında toplamaktadır. Aleviliğe (Aleviyye) böyle bir anlam vermektedir. Bu çerçevede, Zeydiler, Oniki İmamcılar, (İsna ‘Aşşari) İsmaililer, Nusayriler yani Şii İslam, Alevilik kavramıyla ifade edilmektedir. Ali taraftarları, Ehlibeyt taraftarları, Ali’yi sevenler anlamına gelmektedir.

Örneğin, Suriye’de Şii bir kesim, Şiiliğin Nusayri olan bir kesimi yaşamasına rağmen, onlara, Arap Aleviler denmektedir. Hakan Mertcan’ın, Türk Modernleşmesinde Arap Aleviler, Tarih, Kimlik, Siyaset (Karahan Yayınevi, Adana 2013) çalışması bu bakımdan dikkate değer. Bu da doktora tezidir. Türkiye’de hazırlanmış ve kabul edilmiştir.

Kürdleri Türklüğe asimile etmek, Alevileri Müslümanlığa asimile etmek, İttihat ve Terakki’nin, daha sonra da Cumhuriyet’in çok önemli bir politikası oluyor. İttihat ve Terakki’nin, Aleviliği Türk dini olarak dile getiren bir politikası da vardı. Cumhuriyet’ten sonra, bazı Türkçüler bu politikaya da sık sık atıf yaptılar. İttihat ve Terakki Türkçü bir partiydi ama, Türkçülüğün en önemli dayanağı da Müslümanlıktı.

İttihat ve Terakki de Aleviliği, Ali taraftarları, Ehlibeyt taraftarları, Ali’yi sevenler olarak algılıyordu. Bu kesime, Alevi adı, bu çerçevede verilmiş bir addır. Yani, Dördüncü Halife, Birinci İmam Ali’ye izafeten verilmiştir. Aleviliği, doğa dini olarak anlayan kesim için de Alevi adı kullanılmaktadır. Buradaki Alevi adı kanımca ateşle, alevle ilişkilendirilebilir.

1990’ların ortalarında, Tansu Çiller’in Başbakanlığı döneminde, İran’dan gelen bir heyet, Türk yöneticilerine, Türkiye’de yaşayan Alevileri kastederek, ‘Ya siz Sünnileştirin, bırakın, ya biz Şiileştirelim’ demişti. Ali Yıldırım, 21 Ocak 2011’de Aleviyol Dergisinde, bu görüşmeleri ve Türk yönetiminin bu konuda hazırladığı gizli Alevi raporunu açıklamıştı

Bugün Dersim’de, pek çok evde, derneklerde, dergahlarda, kapıda, duvarlarda vs. Zülfikar resmine rastlanmaktadır. Aynı zamanda, Oniki İmamların resmine de rastlanmaktadır. Munzur Çem’in aşağıda adını vereceğimiz kitabında bu durum ayrıntılı bir şekilde anlatılmaktadır. Bunları eleştirel yazılar olduğunu da belirtmek gerekir. Ama Dersim’de, 1937-1938 de soykırımda yok edilmiş yiğitlerin resmine, babalarından önce idam edilmiş çocukların resmine, çocuklarının idamını seyretmeleri zorunlu tutulmuş babaların resmine hiçbir yerde rastlanmamaktadır. Bu, Dersim’in, Alevilikten kopup Şiiliğe asimile olduğunu göstermektedir. Dersim’de, Munzur Baba, Düzgün Baba, Sülbüs Baba inancı da var, bu çerçevede dile getirilen ritüeller de var ama, Şiiliğe asimilasyon da var. Kanımca ikincisi daha baskın. Özellikle 1979, İran İslam Devrimi’nden sonra bu durum daha yoğun bir şekilde gelişiyor…

Rıza Yıldırım’ın, ‘Aleviliğin Doğuşu’ çalışması, İran’da, Şii İslam’ın kurumlaşması veya devletleşmesi yolunda, açıklayıcı, iyi bir metindir. Ama, ‘Şiilik/Alevilik’ söylemi, Alevilerdeki kafa karışıklığının sürmesini sağlar. Bunu sadece, kelime farklılığı olarak algılamak doğru değildir. Eğer Aleviliği Şiilik kabul ederseniz, Aleviliği, Şiilik olarak kavrarsanız, gerçek Alevi çalışmalarına yönelemezsiniz…

Yazanın tamamı için: https://haber.zer.news/2018/09/ismail-besikci-aleviligin-dogusu.html

Cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.