“ABD sizi satacak” diyerek Kürtlere seslenen Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’a cevap – Bedel Boselî

Şii Mezhepçi Lübnan Hizbullahı’nın lider Hasan Nasrallah Rojavalı Kürtlere yaptığı çağrıda “ABD sizi satacak” diyerek terbiye ve ahlak sınırları dışında sözler sarfetti. Bir taraftan Sünni Mezhepçi IŞİD, diğer yandan Şii Mezhepçi Hizbullah… Kürtlere, insanlığa, İslami değerlere bakışları aynı nitelikte sapkınlık… Bu makaleyi yazarken samimi Şii ve Sünni Müslümanları hariç tutuyorum. Nasıl ki Müslüman Allah’a inana demek, İslamcı ise dün tüccarlığı yapanlar anlamına geliyorsa, Mezhep ile Mezhepçiler arasında aynı ölümcül fark var.

Makale: Bedel Boseli

Hizbullah lideri Nasrallah Fıratın doğusunun Kürtlerin kontrolünde olduğunu vurgulayarak, Kürtlerin Beşar Esad rejimi ile görüşme seçeneğini değerlendirmesini, geri adım atmamasını konusunda uyardı.

Nasrallah bugün yaptığı açıklamasında şöyle dedi:

“Siz Amerika’nın Fırat’ın doğusundan ne zaman çekileceğini bilmiyorsunuz, Ey Kürtler siz Amerika’nın sizi ne zaman satacağını bilmiyorsunuz. Allah bilir sizi kime satacağını. Sizi Türkiye’ye, Rusya’ya satacak. Kime olduğunu bilmiyorum.”

ABD’nin Suriye’deki son büyükelçisi Robert Ford’un sözlerini hatırlatan Nasrallah, “Şu sözleri bir kaç yıl önce Amerika’nın şam büyükelçisi söyledi; ‘Amerika ile Kürtlerin ilişkisi ahlaki değil’ demişti. Yani Amerika sizi kulanıyor.”

Foto: Hasan Nasrallah, Hizbullah lideri

Böylesine edepsizce laflar sarfeden, yaşını başını almış Hasan Nasrullah Şii Mezhepçi Lübnan Hizbullahı’nın lideridir. 1400 yıldır Müslümanlar arasında devam eden Şii-Sünni savaş, yıkım, fitnesini devam ettiren bir yapılanmadır.

Böylesine bir fitnenin liderliğini yapan Hasan Nasrallah’ın Kürtlere ders vermek haddine değildir.

Foto: Hizbullah 2017’de Kerkük, Mahmur ve Şengal’de Kürtlere ABD’nin son model tankları ile saldırmıştı

Hele ABD’nin son model tankları olan Abrams 2’ler ile Kerkük, Şengal ve Mahmurda Kürdistan Peşmerge güçlerine saldırdıklarını biliyoruz. Onlar asıl ABD uşağıdır. Kürtlere ABD ve Avrupa’nın hafif silahlar vermesi, bunlara en ağır ve gelişmiş silahlarını vermesinin anlamını varın siz çıkarın:

Çünkü Kürtler Ortadoğu’da mezhep savaşları, ayırımcılık, inkar… gibi yıkıcı girişimlere karşı olan askeri güç sahibi tek halk olarak göze çarpıyor.

Emin olun İsrail veya ABD’deki güç Hasan Nasrullah’ın Hizbullah’ında olsun, ilk önce kendi görüşlerini taşımayan Müslümanların tümünü yok etmeye harcayacaktır. Kimyasaldan tutun da, diğer mezhepten olan Arap, Türk, Kürt, Fars gibi milletlerin kadınlarına ganimet adı altında el koyacaklardır. Çünkü bu ekolün tarihi seyir içinde yaptıkları yapacaklarının teminatıdır.

Nitekim Hasan Nasrallah ve Lübnan Hizbullahı’nın destekçisi İran’ın Kürtlere yapığını görüyoruz; İdamlar, orman yangınları, işkence, inkar… “Yaresan Kürtlerinin elinden yemek yemek haramdır” şeklinde resmi fetvalar bile verdiler. İran ve Hizbullah’ı temsilen verilen bu fetvaya bakalım hele: Yaresan Kürtler Aleviliğe benzer bir inanç taşıyor. Beşar Esad’ın d mensubu olduğu inanç aleviliğe benzer bir inançtır. Neden Kürt Yaseran olunca elinden yemek yemenin haram olduğuna dair resmi fetvalar veriyorlar da, Beşar Esat’ı korumak için canlarını ortaya koyuyorlar. Mesele düpe düz Kürt düşmanlığıdır. Başka hiç bir şey değil.

Sadece Kürtler mi? Örneğin Tahran’da Sünni müslümanların Bayram Namazını camilerde kılması yasak. Ve daha neler neler… Bunlar sürekli Peygamberin eşine küfür ve hakaret eden, ismini yasaklayan sapkın taifedirler.

Bunun yanı sıra; yüzbinlerce Kürdü yok eden, Kürt çocuklarını Amude Sinemasında kapıları kilitleyip diri diri yakarak yaşamlarına son veren Esad rejimini, sözde İslam adına destekleyen Hasan Nasrullah Esad rejiminin “Arap kemeri projesiyle” Kürtleri yok ederek toprak ve yuvalarına Arapları yerleştirdiğinden bahsetmedi.

Bu gibi taraflar İslam adını kullanarak öne çıkıyorlar. O zaman şunu söylemek lazım: Allah Kuranı Kerim’de bütün milletleri / kavimleri kendi ayeti olarak tanımlıyor. Dolayısı ile Kürtlerin ulusal varlığını resmi olarak red etmek, yani Anayasa’da Araplarla, Türklerle eşit olmasını red etmek Allah’ın ayetlerini red etmek ve dinden çıkmak demektir. Kürtçe’nin resmi dil olmasına karşı çıkan herkes şüphesiz Kur’anı Kerim ve hadisi şeriflere göre dinden çıkar. Onlara Müslüman değil Mürted veya Putperest muamelesi yapılmalıdır. Çünkü kendi dilline tapınarak “mutlak tek” olarak görüyor. Halbuki İslam’a göre “tek olan yalnızca Allah”tır. “Tek dil, tek millet” diyerek dil ve ırkını Allah’a şirk koşanların Müslüman olduğunu söylemek mümkün değildir.

Hz. Muhammed (s) “Sizden biriniz, kendisi için arzu edip istediği şeyi, din kardeşi için de arzu edip istemedikçe, gerçek anlamda iman etmiş olmaz.” demiştir. Yani bir Türk veya Arap kendi dilinin resmi dil, kendi ulusunun anayasa güvencesi altında statü, devlet istiyorsa ve Kürtler için istemiyorsa iman etmiş olamaz; Müslüman olamaz.

Kuranı Kerim’de Rum suresinin 22. ayetinde Allah (c) şöyle buyurmuştur: “Göklerin ve yerin yaratılmasıyla dillerinizin ve renklerinizin farklı olması da O’nun ayetlerindendir. Bunda, ilim sahipleri için elbette ibretler vardır.” Kürtlerin, Kürt dilinin resmi, anayasal statüsüne karşı çıkanlar, Allah’ın ayetlerini de resmen inkar etmiş olur.

Dolayısı ile Allah’ın ayetlerini inkar eden işgalci, mezhep fitnecisi şarlatanların Kürtlerlere söyleyecek hiç bir şeyi yoktur.

Yorumlar
Yükleniyor...

ZERnews daha iyi kullanıcı deneyimi için çerezler kullanır. ANLADIM Daha fazla oku...