HDP – Sezai Temelli: Savaş politikalarına karşı çıkmazsanız savaş gelir sizi bulur

İstanbul’un Bakırköy semtinde 1 Eylül Dünya Barış Günü mitinginde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli önemli açıklamalar yaptı.

SEZAİ TEMELLİ’NİN KONUŞMASININ TAM METNİ ŞÖYLEDİR:

“HDP bu yılki 1 Eylül Barış Mitinglerinin ikincisini bugün İstanbul’da gerçekleştirdi. Bakırköy Özgürlük Meydanında yapılan mitingde konuşma yapan HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli şu ifadeleri kullandı:

Mücadelenin ta kendisidir Barış Anneleri, Cumartesi Anneleri

Tam 79 yıldır dünyanın her yerinde faşizme karşı mücadele sürüyor. Şimdi de bu topraklarda, bu coğrafyada, Kürdistan’da, Orta Doğu’da, Türkiye’de, her yerde bu mücadele sürüyor ve sürecek. Dost ve düşman bilsin ki kazanacağız, mutlaka kazanacağız!

Bugünkü ceberut iktidar, bu otoriter rejim, bu faşist rejim korkudan ve çaresizlikten ne yapacağını bilmiyor, sanıyor ki analarımızı engelleyerek bu mücadeleyi durduracak. Selam olsun Barış Anneleri’ne, selam olsun Cumartesi Anneleri’ne. Anneler geçmişin acılarına, geçmişin zulmüne karşı çıkarak bunun geleceğe miras kalmasını engelliyorlar. O yüzden tam da mücadelenin kendisidir Barış Anneleri, Cumartesi Anneleri. Amed’den Galatasaray Meydanı’na selam olsun. Size Barış Anneleri’nin selamını getirdim

Barış, sevgidir, gelecektir. Bizim emeğimizi, sevgimizi çalmaya çalışıyorlar, vermeyeceğiz. Tıpkı dün olduğu gibi Orhan Doğanlar, Sakine Cansızlar, Apê Musalar gibi bu mücadeleye sahip çıkacağız. Asla diz çökmeyeceğiz. Bunu böyle bilsinler.

Bu savaş, bu yıkım tecritle başladı, tecridin son bulmasıyla bitecek

1 Eylül Dünya Barış Günü’nde güzellikten iyilikten ve gelecekten konuşamıyoruz. Zulümden, baskıdan ve savaştan konuşuyoruz. Bu savaşı sonlandırmak, birilerinden barış dilenerek değil, ancak bizim direnişimizle ve kararlı yürüyüşümüzle mümkündür. O yüzden bu tek adam rejimine karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Bu savaşa son vermek, bu talana son vermek için bugün yan yana gelen emekçiler, kadınlar, Kürt halkı, Türk halkı bu  ülkede mağdur edilmiş herkes, hepimiz bu mücadeleyi büyüteceğiz. Bu savaş tecritle başladı. Bu yıkım tecritle başladı. Bu savaş tecridin son bulmasıyla bitecek. Bu tecride son verdiğimiz gün bu savaşa da son vereceğiz. Sayın Öcalan’a uygulanan tecrit bir savaş politikasıdır.

Tecride karşı çıkmak savaşa, zulme, hak gaspına karşı çıkmaktır

Türkiye bugün 2 fotoğrafa çok iyi bakmalıdır. Birincisi 2013-2015 yılları arasındaki fotoğraf. Diğer fotoğraf ise 2015 Suruç’tan bugüne kadar süren fotoğraftır. İkinci fotoğraf savaştır, şiddettir. İşte biz Türkiye halklarına, emekçilere ve kadınlara sesleniyoruz. Bu iki fotoğrafa iyi bakın ya barış ya da savaş. Biz barış diyoruz ve bu savaşa son verilmesini istiyoruz.

Tecrit sürdüğü sürece tüm yaşamımız kuşatılmakta. Savaş her yerde. Evimizin içinde. Savaş aşımızı çalıyor. Savaş işimizi çalıyor. Savaş çocuklarımızı çalıyor. Buna dur deme zamanı. İşte tecride karşı çıkmak savaşa, zulme, hak gaspına karşı çıkmaktır.

Binlerce yoldaşımız barış istedikleri için, ortak vatanımızda demokratik cumhuriyeti var etmek istedikleri için bugün tutsaklar. Siyasi tutsaklar onurumuzdur, yoldaşımızdır, arkadaşımızdır. Siyasi tutsaklar özgür kalana kadar hiçbirimiz özgür değiliz. Binlerce siyasi tutsak adına buradan selamlarımızı sevgilerimizi Selahattin Demirtaş’a, Figen Yüksekdağ’a, Gültan Kışanak’a, Aysel Tuğluk’a yolluyoruz. İyi ki varlar. Başları dik bir şekilde mücadeleyi sürdürüyorlar. Bizim boynumuzun borcu onlar özgür kalana kadar bu mücadeleden vazgeçmeyeceğiz.

Bu zulüm, bu savaş her yerde. Koçer Özdal ellerinde kelepçe ile öldü. Bugün Türkiye cezaevleri, zulüm ve şiddet evleri olmuş. 1000’den fazla hasta tutsak var. 350’den fazlası ölüme yatmış. Bu iktidar adeta hasta tutsaklar üzerinden intikam alıyor. İşte bu zulme karşı, bu insanların sağlığına kavuşabilmesi için elimizden gelen herşeyi yapmak da bizim boynumuzun borcu.

İnsanların cenazelerini istedikleri gibi defnetmesine bile izin vermiyorlar

O kadar şiddetten beslenir hale geldiler ki, gözleri şiddetten o kadar kanlanmış ki artık cenazelere bile saldırıyorlar. İnsanların cenazelerini istedikleri gibi defnetmesine izin vermiyorlar. İşte Nusaybin’de yaşanan olay. 7 yıldır yatağa bağlı bir yurttaş vefat ediyor. Onun hangi mezarlığa gömüleceğine Kaymakam karar veriyor. Bu nasıl zulüm bu nasıl rejim. İşte bu faşizmdir. O yüzden hayatımıza, geleceğimize ve vicdanımıza sahip çıkmak için faşizme karşı omuz omuza diyoruz.

Savaş politikalarına karşı çıkmazsanız savaş gelir sizi bulur

Bugün sadece savaş bölgesindeki insanlar değil Türkiye’nin her yerindeki insanlar acı çekiyor, bedel ödüyor. Ama en büyük bedeli Kürt halkı ödüyor. İşte Afrin. Afrin’de ÖSO çetelerinin neler yaptığını her gün bütün dünya izliyor. Afrin’de yaşanan vahşete sessiz kalanlar İdlib’in nereye sürükleneceğinin müsebbibidir. Afrin’de yaşananlara ses çıkarmayanlar, ülkenin sürüklendiği durumun da müsebbibidir. Savaş politikalarına karşı çıkmazsanız savaş gelir sizi bulur. Silivri’de şarbon olur bulur, kadına yönelik şiddet olur sizi bulur, işçi cinayetleri olarak sizi bulur. O yüzden savaşa hayır demek, ortak vatanda bir arada yaşama iradesini var etmektir. Tüm Türkiye halkalarını, tüm demokrasi güçlerini bu iktidara karşı, iktidarın İçişleri, Sağlık ve Tarım Bakanı gibi halkın sağlığına ve güvenliğine savaş açmış bu anlayışa karşı yan yana gelmeye davet ediyoruz.

Gelin yan yana duralım, gelin bu mücadeleyi yükseltelim. Biz haklarımıza sahip çıktıkça, biz yan yana durdukça, biz bu nefret tohumlarını söküp attıkça, biz bu önyargı barajlarını yıktıkça, bunun önünde hangi iktidar durabilir? 24 Haziran’da nasıl barajı yıktıysak yine omuz omuza duralım. Yarım bıraktığımız işi yerel seçimlerde tamamlayalım.

Biz yürüdükçe bu ülkeye barış gelir, tecritler kalkar, duvarlar çöker. Hepimizin yolu açık olsun. Yaşasın barış!”

Yorumlar
Yükleniyor...

ZERnews daha iyi kullanıcı deneyimi için çerezler kullanır. ANLADIM Daha fazla oku...