ABD Kuzey Suriye’ye teminat verdi mi? Aldar Xelil’den önemli açıklamalar!

Demokratik Toplum Hareketi (TEV-DEM) Diplomatik İlişkiler Sorumlusu Aldar Halil; Kuzey Suriye’nin geleceği, Türkiye’nin Kuzey Suriye üzerinde oluşturduğu tehditler, ABD’nin Kuzey Suriye’deki varlığı ve son günlerde Türkiye tarafından Kuzey ve Doğu Suriye’ye yapılan saldırılar hakkında Rûdaw’ın sorularını yanıtladı.

Röportajın tam metni aşağıda veriyoruz:

TÜRKİYE’NİN MİNBİÇ VE FIRAT’IN BATISI KONUSUNDAKİ TAVRI

Türkiye’nin Minbiç konusundaki tavrını ve son bir hafta içerisinde Kobani ve Gıre Spi’ye yönelik top atışlarını nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Türkiye’nin Rojava’ya yönelik saldırıları yeni bir durum değil. Türk devleti her zaman Kürt halkının iradesine karşı durmuştur. Türkiye 2011’den beri bölgede yaşanan tüm değişimlere karşı olmuştur. İlk başta medya üzerinden, ardından siyaseten ve daha sonra da askeri olarak üzerimize saldırmıştır.

2012 yılında Serekani’ye, ardından Afrin civarına ortamı provoke eden silahlı gruplar gönderdi. Daha sonra bu gruplar Kobani’ye saldırdı. Elbette bu saldırılar Türkiye’nin yönlendirmesiyle gerçekleşti. Güney Kürdistan’da bağımsızlık referandumu gerçekleştirildiğinde her kesten önce Türkiye karşı çıktı. Bu da gösteriyor ki Türkiye bölgede halkların iradesine ve statüsüne karşı duruyor. Türkiye “Kürt fobisiyle” hareket ediyor.

Sizce bu olanlar büyük bir operasyonun başlangıcı mı yada bu kadarla mı sınırlı kalacak? 

Aslında bu yaşanacak gelişmeler, hazırlıklar ve alınacak tavırlara bağlı bir durum. Yani biz Kürt halkı olarak, bu proje içerisinde yer alan halklar olarak birlikte çalışıp karşı durabilirsek, diplomatik açıdan etkili olup kamuoyu oluşturabilirsek bu bir baskı oluşturur. Diğer taraftan içte de Türkiye hazırlıklı olduğumuzu ve halkımızın kararlı, dirençli olduğunu görürse, tüm bu şartları göz önünde bulundurmak zorunda kalır.

 ABD ROJAVA’YA BİR TEMİNAT VERDİ Mİ?

Türkiye’nin bu tavrına karşı IŞİD’e karşı uluslararası koalisyon güçleri ve özellikle de ABD size herhangi bir teminat verdi mi? 

O ülkelerin bizim yaşadığımız bölgede ve Suriye’de çıkarları var. Her biri kendi çıkarları doğrultusunda konuyu ele alıyor. Bugün çıkarları doğrultusunda bizimle ilişkileri iyi olabilir ama yarın bu çıkarlar değişe de bilir, dolayısıyla verdikleri sözü yerine getirmeyebilirler. Biz ilişkilerimizin iyi olması için özen gösteriyoruz. Bizimle Türkiye arasında siyaset yaparken bizi desteklediklerini yansıtabilirler ama biz yine de sırtımız dış sözlere dayamıyoruz.

Koalisyonun verdiği sözleri yerine getirmesini sağlayan kartlarınız var mı, varsa nelerdir? Mesela IŞİD’e karşı yürütülen savaş bir kart mıdır? 

IŞİD savaşı hala sahada var olan bir gerçek. Deyrezzor civarında DSG savaşçıları IŞİD’in son mevzilerini de kuşatmış bulunuyor. Ayrıca Suriye topraklarının yüzde 30’u bizim kontrolümüzde. Suriye’nin geleceği hakkında söz sahibi olacak güce sahibiz. Bu gerçeği bilenler IŞİD sonrası Suriye’deki siyasi süreç için bir şeyler yapmak zorunda olduklarını da biliyorlar. Dolayısıyla burada kendi varlığını sürdürmek isteyenler bizim siyasi projemizi tanımak, bilmek zorundadır. Böyle bir güç olduğumuz zaten görülüyor.

Ayrıca biz burada yalnız da değiliz. Araplar, Suryaniler ve diğer tüm bileşenler de bu devrime katıldı. Yani hepimiz birlikteyiz. Kürtlere haksızlık yapmak isteyenler aslında bu projeye büyük haksızlık yapmış oluyor. Bu projeye karşı haksızlık diğer çözüm projelerine karşı haksızlık da oluyor.

Kürt sorununun çözülmesini istiyoruz fakat bunu yaparken içimizdeki farklılıkları da ortadan kaldıralım demiyoruz. Kendi sorunumuzu diğer halklarla birlikte çözelim diyoruz. Bazı ülkelerde görülen örneği burada tekrarlamayacağız. Onlar bu projeyi görüyor ve göz önünde bulundurmak durumunda kalıyor.

Suriye’nin yüzde 30’unun kontrolünü elinde bulunduran bir güç olduğunuzu söylediniz. Bu güç Afrin operasyonu döneminde de vardı. Afrin’de yaşanan durum sizce Rojava’nın diğer yerlerinde de yaşanır mı? Böyle olmaması için herhangi bir tedbir aldınız mı?

Afrin’deki durum farklıydı. Bölgedeki güçlerle uluslararası güçler arasındaki dengeler de farklıydı. Türkiye, Afrin ile Rojava arasında yani doğuda geniş bir bölgeyi kontrol ediyordu. Afrin’e üç yönden saldırdılar. Siyasi açıdan o bölge Rusya’nın denetimi altındaydı ama Rusya tek başına karar verecek durumda da değildi.

Rusya Afrin konusunda Türkiye’ye yardım etmiş olsaydı burada, Fırat’ın doğusunda onlarca engelle karşılaşırdı. Bu taraf coğrafik ve siyasi açıdan daha geniş bir bölge. Ayrıca burada başka güçler de var. Bunlar bölgede söz sahibi olan ülkeler. Rusya bu tarafta hiç etkin değil, hatta bu tarafta Rusya’nın varlığından bile bahsedilemez. Yine bu tarafta rejim güçleri var, farklı Arap, Suriyani ve Kürt güçleri de var. Yani kısacası bu taraftaki durum Afrin’dekinden çok daha farklı. Tüm bu faktörleri göz önünde bulundurduğunuzda farklı bir tablo olduğunu görürsünüz. Fakat bu da saldırı olmayacağı anlamına gelmiyor. Aksine her an hazırlıklı olmalıyız.

Kobani’de ABD üslerinin bulunması yaşananları etkileyebilir mi? 

Muhakkak etikisi vardır. ABD Kobani’de bulunduğu müddetçe bu durum Türkiye, Rusya ve Suriye rejiminin o bölgelere müdahalesi açısından da bir engel olacak. Ama karşılıklı anlaşır ve üslerini boşaltırlarsa o farklı bir durum olur. Dolayısıyla ABD’liler orada hiçbir şey olmaz diyemeyiz.

SURİYE ANAYASASI VE ROJAVA’NIN STATÜSÜ

Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna geçmemesi için Şam hükümetinden yardım talep etmeyi düşünüyor musunuz? 

Suriye rejiminin Birleşmiş Milletler Güvenlik Kurulunda temsilcisi bulunuyor. Dolayısıyla Suriye hükümetinin rızası olamadan BM Suriye’deki herhangi bir bölgeye güç gönderemez. Uluslararası alanda Şam rejimi Suriye’nin temsilcisi olarak sayılıyorsa o zaman Türkiye’nin kendi topraklarına saldırmasını talep durdurabilir. Rejim gerçekten bu planın içinde değilse ve göz yummazsa bunu yapabilir. Türkiye’nin saldırılarına karşı resmen tavır almazsa bu onların da Rusya ile birlikte Ankara ile gizli bir anlaşma içerisinde olduğunu gösterir.

Yeni yazılacak olan Suriye Anayasası çalışmalarına davet edildiniz mi? Anayasada olmasını istediğiniz şeyler nelerdir? 

Suriye’de yeni bir anayasa olmadan çözüm yönünde gelişme kaydetmek de imkansız olur. Dolayısıyla huzur sağlanamaz. Anayasa çalışmalarına katılmamız için herhangi bir davet almadık, henüz tartışma halindeyiz, bir çok husus netleşmiş değil. BM’nin yeni Suriye temsilcisi göreve başladıktan sonra bu konu yeniden gündeme gelecektir. Fakat burada bir gerçek görülmelidir ki biz bu ülke topraklarının yüzde 30’unu yönetiyoruz. Konu anayasa olunca burada yaşayan halkların görüşü alınmalı. Bu yüzden içinde yer almadığımız bir anayasa çalışması yapılmayacağını düşünüyorum.

Halkların kardeşliği söylemi dışında Kürtler için talepleriniz ne olacak?

Kürt halkının hakları, şüphesiz özgürlüğü, Kürt tarihi, kültürü, kimliği, üzerinde yaşadığı Rojava Kürdistanı coğrafyası inkar edilemez bir gerçektir. Biz Kürtler ve beraber yaşadığımız diğer halkların katılımı olmazsa Rojava Kürdistanı’ında demokratik bir sistemden bahsetmek mümkün olmaz. Bir diğeri ise, Kürt halkının hakları tanınmadan Suriye demokratikleşmez. Bu bizim federal bir sistem sayesinde ön gördüğümüz bir çözüm modelidir. Yani bölgemizin federal Suriye’nin bir parçasını istiyoruz. Kendimizi sadece Rojava’yla sınırlandırmak istemiyoruz. Tüm kuzey Suriye’nin federal bir bölge olması gerekiyor. Bu federal bölge içerisinde kantonlar kendilerini örgütlemeli ve yönetmeli. 

Rojava Kürdistanı bu adı “Kuzey Suriye” olan federal bir bölgenin neresinde olacak? 

Rojava bu federal bölge içerisinde bir bölge olacak. Bu bölge çoğrafya olarak Kuzey Suriye adıyla anılacak. Kuzey Suriye’nin bazı bölgeleri Rojava toprakları değil, dolayısıyla tüm bu bölgeye Rojava diyemezsiniz.

Yani siz bu federalizm projesini sunuyorsunuz? 

Evet, bileşenlere göre inşa edilmiş federal bir sistem yani. Içinde Kuzey, Orta, Doğu ve Güney Suriye gibi bölgeler olacak. Tüm bu federal bölgeleri kapsayan bir federal sistemden bahsediyoruz. Rojava’da bunun bir parçası olacak.

ŞAM YÖNETİMİYLE İLİŞKİLER

Gelelim başka bir konuya. Irak hükümeti Şam yönetimiyle karşılıklı Semelka sınır kapısını kapatmak istiyor. Bu kapı kapanırsa Rojava bir ablukaya alınmış olur. Bu konuda herhangi bir taraf size danıştı mı? 


Bu konuyu sadece medyadan duyduk.


Kapı kapatılırsa tavrınız ne olur?

Genel olarak kuşatma altında kalmak istemiyoruz. Daha önce belli bir abluka vardı ama bu bölgenin daha fazla çepeçevre kuşatmada kalmaması geriyor. Gerektiği takdirde böyle bir şeyin gerçekleşmemesi için gerekirse diplomatik adımlar atılır.

Semelka’nın kapatılmasına karşı bir alternatifiniz var mı?

Tıl Koçer’deki kapının açılması için de girişimler var. IŞİD Suriye’nin orta bölgelerini işgal ettiğinde Suriye’nin diğer bölgeleriyle bağlantımız kesilmişti. Şimdi Halep ve diğer bölgelerle bağlantı sağlandı. Ama yine dışarı açılan yolların açık kalması için çalışacağız.


Demokratik Suriye Meclisi (DSM) Suriye hükümetiyle iki görüşme gerçekleştirdi. Görüşmelerden sonuç çıkmadı. Şam yönetimiyle uzlaşma ümidi var mı? 

Evet, var. Önümüzdeki dönemde de görüşmeler olacak. Adımlar atılıyor ve bir yol bulunabilir, bu diyalogun sürmesi gerekiyor. Zorluklar olsa da, bugün yada yarın ya da gelecekte diyalog devam etmeli ve bu proje devam etmelidir.

İki taraf arasındaki çelişkiler nelerdi, nenden Şam’la anlaşamadınız? 

İlk görüşmeler çözüm bulma konusunda değildi. Diyaloga başlamak için gerçekleştirilen görüşmelerdi. İkinci görüşmede projeler tartışıldı. DSM kendi projesini karşı tarafa sundu, bu konuda düşüncelerini paylaştı. Bu temelde toplantılar devam ediyor.

Anladığımız kadarıyla Suriye rejimi hala yeni bir anayasa üzerinde çalışma konusunu düşünmüyor. Her şeyin 2011 öncesi gibi olmasını istiyor. Ancak şunu da ifade ediyorlar; Kürtlere bir takım küçük haklar tanıyalım. Yani Suriye’nin yönetim biçimi ve anayasanın değişmesi görüşü yok hala. Aksine, mevcut durumu göz önüne alarak kısmi bazı değişikliklerle sınırlı kalmak istiyor.

ROJAVA ÖZERK YÖNETİMİ İLE ENKS İLİŞKİLERİ

Rojava genelinde Suriye Kürt Ulusal Meclisi’ne (ENKS) ait 52 ofis kapatıldı. Rojava’daki diğer Arap ve Suryani partilerine izin verdiğiniz kadar neden diğer Kürt partilerine izin vermiyorsunuz?

Bildiğim kadarıyla kimse onlar için kapıları kapatmış değil. Şimdi de ofislerini açabilirler, bunun için resmi başvuruda bulunmaları yeterli. Tüm demokratik ülkelerde bu kural var. Bir parti veya örgüt ofis açmak istediğinde ilgili kurumlara resmi başvuruda bulunur, bilgi verir ve ofis açar. Şimdi televizyon kanalı oarak sizin de burada resmi büronuz var. Siz nasıl açtınız? Gidip Basın Meclisi’ne baş vurdunuz ve büronuzu açtınız.

Ama biz bir medya kuruluşuyuz ama onlar siyasi Kürt partileri. Onların burada siyaset yapmaya hakkı yok mu? 

Elbette hakları var. İşte PYD de ofis açmak için Siyasi Partiler Komitesi’nden onay almış. Onay almalarının o partilerin iç tüzüğü ya da siyasi bakışlarıyla alakalı değil. Sadece gelip, “Biz siyasi bir parti olarak falan şehirde ofisimizi açmak istiyoruz, falan yerde çalışmak istiyoruz” demeleri yeterli. Partiler bu programlarını sunduklarında komite tarafından onay alır hatta korunurlar da.

Defalarca kendilerine resmi başvuru yapmaları gerektiği hatırlatıldı ama onlar bunu yapmadı. Yarın gidip başvuru yapsınlar, izin verilmezse biz onları destekler, arkalarında oluruz. Kuzey Suriye yönetimine neden izin verilmediğini sorarız.

Siz geçen süreçte tutuklanan IŞİD üyelerini serbest bıraktınız, neden ENKS üyelerini bırakmıyorsunuz? 

Doğrusu bu konuda bilgi sahibi değilim. Kaç kişi olduklarını bilmiyorum ama basında bahsedilen sayı doğru değil. Bu kişilerin tutuklanmasına sebep olan durum ENKS üyeliği olmayabilir. Yani başka suçlardan tutuklanmış olabilirler ki bu da mahkemeyle alakalı bir durum. Avukat tutarak bu kişilerin davaları hakkında bilgi alabilirsiniz.

AFRİN’DE ANLAŞMA VAR MIYDI?

Son olarak şunu sorayım, Afrin’de 58 gün süren çatışmalardan sonra YPG güçlerini geri çekti. Uluslararası bir anlaşma var mıydı, başka bir şey miydi? 

Hayır hayır, bu konuda herhangi bir anlaşma yoktu. Sadece pratik ve askeri bir durumdu. Orada savaş meydanında savaşan askeri komutanların aldığı bir karardı. Bu kararı almalarının sebebi kentteki halkın durumuydu. Savaş meydanındayken insan ne olup bittiğini daha iyi görebilir, ne yapması gerektiğine daha iyi karar verebilir. Olanlar savaş durumuyla alakalıydı, siyaset ve ya anlaşma ile değil.

Yorumlar
Yükleniyor...

ZERnews daha iyi kullanıcı deneyimi için çerezler kullanır. ANLADIM Daha fazla oku...