24 yıl önce PKK’li diye müebbet verilen sanıklar yeniden yargılanacak

1994 yılında avukatları olmadan sorgulanan ve Gıyaseddin Barlak adlı şahsın hayatını kaybetmesiyle ilişkilendirilen davada müebbet alan sanıklar tekrar yargılanacak.

Diken muhabiri Kemal Göktaş’ın yaptığı habere göre AYM kararında değinilmese de sanıklar ve aileleri dava süresince ifadelerin baskı altında alındığını ileri sürmüşlerdi. AYM kararı uyarınca, cezaevinden çıkarılan bir Hizbullah itirafçısı tarafından yok edilmesine ilişkin deliller bulunan imam Barlak’a ilişkin iddialar da yeniden yargı konusu olacak.

Bitlis’in Tatvan ilçesinde 1994 yılında yapılan operasyonlarda Erdoğan Yakışan, Behzet Çakar ve Ümit Işık, PKK üyesi oldukları ve bazı eylemlere katıldıkları iddiasıyla gözaltına alındı. Şüpheliler 14 ila 29 gün süren gözaltı süresince, polis ve savcılıkta avukatları olmadan ve hakları hatırlatılmadan sorgulandı ve ifadeleri alındı.

İfade tutanaklarına göre şüpheliler suçlamaları kabul etmiş ve PKK’nın Tatvan eylem komitesinde yer aldıklarını, İbadullah Cami İmamı Gıyasettin Barlak’ın yaşamını yitirmesi, RP, MHP ve ANAP binaları ve yakıt tanklarına bomba atılması gibi eylemlere karıştıklarını ‘itiraf’ etmişti.

Şüpheliler hakkında dönemin Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde (DGM) dava açıldı. Tam 20 yıl süren dava sırasında Çakar 2003’te, sara hastası Işık 2004’te ve Yakışan 2007’de tahliye oldu.

Mahkeme kararlarının iki kez Yargıtay tarafından bozulmasının ardından Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi 2012’de Yakışan ve Işık’ı ‘devletin birliğini bozmak ve devletin hakimiyeti altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya matuf fiil işlemek’ suçundan müebbet, Çakar’ı ise örgüt üyeliği suçundan 12.5 yıl hapse mahkum etti. Karar Yargıtay 9. Ceza Dairesince 2014’de onandı.

Bunun üzerine avukat Neşet Girasun üç müvekkili adına AYM’ye başvurdu. Başvuruda, üç sanığın da avukatları olmadan yapılan sorgu sırasında imzaladıkları ifadelere dayanılarak mahkûm edildiği belirtilerek ‘yargılamanın yenilenmesine karar verilmesi’ istendi.

AYM 1. Bölümü, başvurudan dört yıl sonra, 13 Eylül 2017’de, başvurucuların ‘Anayasa’nın 36’ncı maddesinde güvence altına alınan, müdafi (avukat) yardımından yararlanma hakkıyla bağlantılı olarak hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği’ne karar verdi. AYM kararında başvurucuların gözaltında tutulduğu tarihteki kanun hükümlerine göre, DGM’lerin görev alanına giren suçlarda gözaltı süresinde avukata erişim imkanını tanınmadığı hatırlatıldı. Ayrıca başvurucuların ve diğer sanıkların gözaltında avukatları olmadan alınan ifadelerinin mahkemece delil olarak kabul edildiğine dikkat çekildi.

AYM, bire karşı  dört oyla, başvurucuların 300 biner maddi ve 300 biner manevi tazminat talebini yerinde bulmadı, ancak yargılamanın yenilenmesine karar verdi.

Olaydan sonra Hizbullah itirafçısı Kurtboğan kasette şunları anlatmıştı: “Bitlis cezaevinde tutukluyken komiser Hakan ziyaretime geldi. Hizbullah içinde yeni bir çatışma başlatmak için örgüte yakınlığıyla tanınan Gıyasettin Barlak’ın cezalandırılmasını kararlaştırdık. Aynı gün komiser Hakan, polis Ahmet ve itirafçı Nurettin beni cezaevinden çıkardı. Bana verilen tabanca ile eylem noktasına gittim. Burada Gıyasettin’e iki el ateş ettim. Nurettin de dört el ateş edince adam hayatını kaybetti. Bizi bekleyen polis aracına binerek Tatvan ilçe çıkışında bekleyen komiser Hakan’a adamı vurduğumu anlattım. Sonra beni tekrar Bitlis cezaevine teslim ettiler.”

Ayrıca Kurtboğan o tarihte cezaevinde göründüğü için hakkında işlem yapılmadığı, Hizbullah’ın eline geçince, Molla Gıyaseddin’i, hangi polis ve komiserlerin talimatıyla ortadan kaldırdığını anlattığı belirtildi. Raporda “Bu sorgu kasedi Hizbullah ana davasında delil olarak bulunmasına rağmen özel yetkili mahkemeler suç duyurusunda bulunmadı, soruşturma da açmadı” dendi.

Yorumlar
Yükleniyor...

ZERnews daha iyi kullanıcı deneyimi için çerezler kullanır. ANLADIM Daha fazla oku...